Davetiyem'in hikâyesi

Davetiyem nasıl başladı


Türkiye'de davetiye süreci son yıllarda ikiye bölündü. Bir çift artık davetiyesinin yarısını matbaadan bastırıp yakın çevresine veriyor, diğer yarısını WhatsApp'tan uzak misafirlere gönderiyor. Pratik sebebi var: bir davetiye bastırmak çoğu çift için artık üç beş bin lira bütçe demek, ve bu para başka yerlere daha öncelikli gerekiyor. 200 değil 80 davetiye basılıyor; gerisi dijital kalıyor.

Sorun, dijital tarafta yapılanın çoğu zaman Canva'da dakikalar içinde çıkarılmış bir görsel olması. Hızlıca yapılmış, hızlıca atılmış. Oysa o görsel hâlâ birinin gelin damadı için, bir akrabasının önemli bir gününe çağırılması için kullanılıyor.

Davetiye hızla yapılır; çağırdığı an hızla unutulmaz.

Ailem 30 yıldır davetiye sektörünün içinde; ben kendim uzun yıllardır dijital ürün geliştiriyorum, son yıllarda dijital pazarlama ve growth tarafındayım. İki tarafı da gördüğüm için bu boşluğu fark etmek bana doğal geldi.

Eskiden bir matbaacıya gider, davetiyenin nasıl olmasını istediğini anlatır, sana taslak çıkarırdı. Davetiyem bu sürecin dijital hali. Renk söylersin, kendi cümlelerini eklersin, istediğin tarzı tarif edersin, taslakları görürsün. Beğenmediysen başka bir versiyon, başka bir tema denersin. Beş on dakika içinde elinde paylaşmaya hazır bir davetiye olur. Paketinde varsa, davetiyenin yanında bir düğün websitesi de gelir: RSVP, harita, hikâye.

Hız ve özen aynı yerde durabilir. Şablon iyi bir başlangıç ama son söz olmamalı. Baskılı davetiye geleneği bitmiyor, sadece daha küçük dolaşıyor; dijital olanın da basılı kadar özenle yapılması mümkün.

Davetiyem'i tek başıma geliştiriyorum. Soru, öneri, geri bildirim için her zaman açığım.

Yücel F. Şahan

Davetiye Kategorileri ve Stiller